Tazminat ödememek için siktim onu

Herkese arladaşlarımla otururken cep telefonum çaldığı arayanın üniversitede aynı yurtta kaldığım arkadaşım Engin olduğunu gördüğümde oldukça sevinmiştim. Engin de benim gibi Ankara’da yaşıyor ve özel bir okulda öğretmen olarak çalışıyordu. Benden iki yaş büyük yani 35 yaşında olmasına rağmen olduğundan küçük gösteriyordu. Üniversitede yakın bir arkadaşlığımız olmasına ve aynı şehirde yaşıyor olmamıza rağmen ancak üç-dört ayda bir görüşüyorduk. Özellikle onun iki yıl önce evlenmesinden sonra görüşme sıklığımız azalmıştı. Telefonu açtığımda benimle görüşmek istediğini söylemiş ve akşam buluşmak üzere sözleşmiştik. Buluştuktan sonra önce yemek yemiş sonrasında da bir cafede oturup sohbet etmeye başlamıştık. Günlük yaşantıya ilişkin sohbet konularını tükettikten sonra özel yaşantımıza ilişkin konulara geçmiştik. Öncelikle bana evlenmeyi düşünüp düşünmediğimi sormuş, sonrasında kendisinin evlenmekle ne kadar büyük bir hata yaptığını anlatmaya başlamıştı. Görücü usulüyle evlenmelerine ve karısının lise mezunu sex olmasına karşın evliliklerinin ilk zamanlarında oldukça iyi anlaşmışlar ancak ilerleyen zamanlarda önce küçük tartışmalar sonrasında ise dayağa kadar varan kavgaları olmuştu. Anlattıklarına göre bu kavgalarının temelinde yatan şey, karısının çocuk sahibi olamamasıydı. Tedavi için doktora gittiklerinde yapılan testlerde sorunun karısında olduğu anlaşılmıştı. Tüp bebek tedavisine başlamışlar ancak bundan da sonuç alamamışlardı. Çocuk sahibi olamamaları hem ailelerinin hem de onların üzerinde büyük bir psikolojik yük olmuştu

Evliliklerinin ikinci yılını geride bırakırken yalnızca aynı evi paylaşan, birbirine yabancı iki insan olup çıkmışlardı. Birçok erkeğin yaptığı gibi Engin’de mutluluğu başka kadınlarda aramış ve karısını aldatmaya başlamıştı. Önceleri farklı kadınlarla tek gecelik ilişkilerle başlayan bu aldatma, sonrasında tek bir kadınla devam etmişti. Şimdi birlikte olduğu kadınla aynı okulda çalıştıklarını, kendisi gibi öğretmen olduğunu, gerek ruhsal gerekse tensel olarak çok uyumlu olduklarını, onunla evlenmek istediğini söylüyordu. Bu anlattıklarından sonra boşanmasının ve sevdiği kadınla yaşamasının onun için en uygun yol olacağını söylemiştim. Onun da düşüncesi boşanmaktı. Ancak karısı buna rıza göstermiyor, kendisine yüklü bir tazminat ve yüksek bir nafaka ödenmesi halinde boşanmayı kabul ediyordu. Engin’in ise öğretmen maaşıyla ne tazminat ne de nafaka ödeyecek gücü olmadığından boşanma gerçekleşmiyordu. Eşlerden birisinin çocuk sahibi olamamasının haklı bir boşanma nedeni olduğunu duyduğumu, bir avukata danışmasını söylediğimde ise çoktan bir avukata danıştığını ancak sarmaş dolaş halde sevgililerinden birisiyle cep telefonuyla çekilmiş fotoğrafının karısının elinde olduğundan avukatın kendisine tazminat ve nafaka ödemeksizin boşanmasının mümkün olmadığını anlattığını söylemişti. Engin’i en çok sinirlendiren ise karısının ailesinin oldukça zengin olmasına yani paraya ihtiyacı olmamasına karşın sırf kendisini zor durumda bırakmak için bu şekilde diretmesiydi. Zaten oturdukları ev de kayınpederine aitti. Bu anlattıklarından sonra aramızda kısa bir sessizlik yaşanmış, Engin düşüncelere dalmıştı. Söze tekrar başladığında sesi titreyerek, beni aramasının özel bir nedeni olduğunu, benden bir ricası olacağını söylemişti. (mobil seks hikayeleri…)
Onunla eski arkadaş olduğumuzu elimden gelen bir şey varsa yapabileceğimi söyleyerek benimle rahat konuşmasını istemiştim. Aklımdan geçen şey ise benden borç para isteyeceğiydi. Ancak o konuştukça istediğinin çok daha başka bir şey olduğunu anlamıştım: Eğer elinde karısının başka erkeklerle çekilmiş fotoğrafı olsaydı, karısıyla eşit durumda olacağını, böylece tazminat ve nafaka ödemeden boşanabileceğini düşünüyor, ancak karısının muhafazakâr olması nedeniyle kendisini aldatmayacağını da çok iyi biliyordu. İşte tam da bu nokta da benim kendisine yardımcı olmamı istiyordu. Daha açık konuşmasını istediğimde derin bir nefes alarak yine titrek bir ses tonuyla “Karımla birlikte olmanı ve ilişki sırasında fotoğraflarını çekmeni istiyorum.” demişti. Bu sözleri bende tam bir şok etkisi yaratmıştı. Üniversiteden arkadaşım benden karısını becermemi ve bunu fotoğraflayarak kendisine vermemi istiyordu. Biraz düşündükten sonra söylediklerinde ne kadar samimi olduğunu öğrenmek için sex hikayeleri sorular soramaya başlamıştım. Söylediğine göre beni seçmesinin nedeni bekâr olmam, karısının beni tanımaması ve güvenebileceği eski bir arkadaşı olmamdı.

Bu söylediği oldukça mantıklıydı ancak işin içinde bir oyun olmasından çekindiğimden bu teklifine yine de şüpheyle yaklaşıyordum. Bu şüphemi fark etmiş olacak ki cüzdanından karısının vesikalık bir fotoğrafını çıkartıp “İşte Gülsüm’ün fotoğrafı. Bir bak istersen” diyerek bana uzatmış, “Çok güzel değil ama temiz kadındır. Duş almadan uyuyamaz. 28 yaşında olduğuna bakma minyon tipli ve zayıf olduğundan, onu tanımayan birisi ilk gördüğünde 18 yaşında zanneder. Kabul ediyorum göğüsleri küçük ama o sıkı kalçasını bir görsen dayanamazsın. Gerçi günah olduğuna inandığı için bana arkadan hiç vermedi…” diyerek elindeki malı pazarlayan tacir gibi karısını bir güzel övmüştü. Fotoğrafı alıp baktığımda ilk dikkatimi çeken şey türbanlı olmasıydı. Muhafazakâr derken bunu kastediyor olmalıydı. Bu durum, günah olduğuna inandığı için arkadan hiç vermediği sözünü de doğruluyordu. Küçük burnu, ince olmayan dudakları, iri siyah gözleri ve yuvarlak yüzüyle isminin anlamına uygun bir görünümü vardı. Türkiye ortalamasında güzel bir kadın sayılırdı. Küçük göğüslülerden hoşlandığımdan, Engin’in olumsuz bir nitelik olarak söylediği şey benim bir kadında aradığım özelliklerdendi. Gülsüm tam benim tipim olmasına rağmen, çok da istekli görünmek istemiyordum. “Peki nasıl olacak bu iş, karının beni görür görmez altıma yatacağını düşünmüyorsun herhalde?” diye soruduğumda çok önceden yaptığı planını iştahlı bir şekilde anlatmaya başlamıştı. “Merak etme ben her şeyi düşündüm. Gülsüm, duşunu aldıktan sonra saat on gibi sütünü içip yatağa girer. Son dönemde psikolojisi bozuk olduğundan uyku hapı içmeden uyuyamaz.
Ondan sonra da top atsan uyanmaz. Hatta bir defasında yataktan düşmüş, yine de uyanmamıştı. Ancak garanti olsun diye iki hap da sütüne ben katarım. Sonrası kolay olur…” Karısı hakkında anlattığı her şey ve yaptığı plan çok mantıklı görünüyordu. Artık karısına karşı hiç sevgisi kalmamıştı ve onun bir başka erkek tarafından düzülmesini umursayacak durumda değildi. Tek isteği para ödemeden boşanmak ve şimdiki sevgilisiyle yeni bir hayata başlamaktı. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda işin içinde bir oyun olma ihtimalinin çok zayıf olduğu anlaşılıyordu. Teklifini kabul etmemem için hiçbir sebep kalmamıştı. Bunu yapmakta emin olup olmadığını birkaç kez sorduğumda net bir ses tonuyla emin olduğunu söylemesi üzerine teklifi kabul etmiştim. Ancak benim de şartlarım olacaktı. Bu şartlardan birincisi gerçek bir cinsel ilişki yaşanmasıydı. Tiyatro oynayamayacağımı, bir kadını becereceksem gerçekten becereceğimi Engin’e açıkça söylemiştim. Onun yanıtı “Gülsüm’ü istediğin gibi, istediğin deliğinden becerebilirsin dostum.

Benim için bir sıkıntı yok.” olmuştu. İkinci şartım, olayın bir Cumartesi gecesi olmasıydı. Bunun nedeni ertesi gün dinlenerek gecenin yorgunluğunu üzerimden atabilmeliydim. Üçüncüsü, karısının adet dönemine denk gelmemesiydi. Adet döneminde bir kadını becermek hiç de zevkli olmazdı. Dördüncüsü ise evde sabaha kadar karısıyla yalnız olmamdı. Engin beni eve aldıktan sonra dışarı çıkacak ve sabaha kadar eve gelmeyecekti. Son şartım ise fotoğrafları zaman ayarlı dijital fotoğraf makinesiyle yüzüm görünmeyecek şekilde kendimin çekip ona elektronik posta aracılığıyla göndermemdi. Bütün şartlarıma kabul etmişti. Hayatı kendisine zehir eden bu evliliği sona erdirmek için başka şansı da yoktu. Karısının adet döneminin ayın son haftasına denk geldiğini, o nedenle bu Cumartesi akşamı beni arayabileceğini ve Kızılay civarında olmamı söylemişti. Evlerinin bulunduğu Anıttepe ile Kızılay arası taksiyle en fazla on dakika süreceğinden bu konuda da anlaşmış ve cafeden kalkmıştık. İki gün sonra karısını bana sunacak adama hesap ödetmenin ayıp olacağını düşündüğümden hesabı da ben ödemiştim. Ayrılmadan önce ona son sözüm: “Bu konuda iyi düşün.

Yaptığımız ciddi bir iş. Eğer vazgeçersen beni arama. Merak etme bu akşam konuştuğumuz her şeyi unuturum.” olmuştu. Sonraki iki gün Engin’le olan konuşmamızı ve karısı Gülsüm’ü düşünüp, onu hangi pozisyonlarda nasıl becereceğimin planlarını yaparak geçirmiştim. Özellikle arkadan hiç becerilmemiş olması beni çok tahrik ediyordu. Bu nedenle ilk girişi arkadan yapmaya karar vermiştim. Cumartesi sabahı olduğunda güne bol enerji veren yiyeceklerle dolu, sağlam bir kahvaltı yaparak başlamış, duş alıp kişisel temizliğimi yaptıktan sonra akşamüzeri Kızılay’a inip yine güzel bir yemek yedikten sonra, bir cafede çay içerek Engin’in telefonunu beklemeye koyulmuştum. Omuz çantamın içine fotoğraf makinesi ve video kameramın yanı sıra kayganlaştırıcı krem koymuştum.
Tabi ki Engin’in bunlardan haberi yoktu. Zaman bir türlü geçmek bilmiyordu. Saat neredeyse onbir olacaktı ve Engin halen aramamıştı. Konuşmamızda karısının saat on gibi uyuduğunu söylediğinden çoktan araması gerekiyordu. Vazgeçtiğini düşünerek eve gitmek üzere kalkmıştım ki cep telefonum çalmaya başlamıştı. Arayan Engin’di. O kadar motive olmuştum ki cep telefonumun çaldığına daha önce hiç bu kadar sevinmemiştim. Yine de bu istekli halimi Engin’e belli etmemek için soğukkanlı bir şekilde konuşmuştum. Engin telefonda “Kusura bakma bu gece biraz geç uyuyacağı tuttu. Kızılay’dasın değil mi? Adresi veriyorum …. en üst kat. Ama sakın zili çalma komşular geldiğini anlamasın. Apartman kapısına geldiğinde beni cepten çaldır kapıyı açarım.” demişti. Taksiye bindikten yaklaşık on dakika sonra adresini verdiği apartmanın önündeydim. Taksi ücreti sekiz lira tutmasına karşın on lira vermiş, üstünü taksiciye bırakmıştım. Dışarından göründüğü kadarıyla çok lüks bir binaydı. Engin’in kayınpederi söylediği gibi oldukça zengin olmalıydı.

Apartman kapısına yaklaşıp Engin’in cep telefonunu çaldırdıktan hemen sonra kapı açılmıştı. Asansöre binip beşini kata çıktığımda karşılıklı iki kapıdan sağ taraftaki yavaşça açılmış ve Engin üzerine paltosunu giyinmiş bir şekilde beni karşılayarak içeri buyur etmişti. İlk sözü, “Geldiğin için teşekkür ederim. Sana güvenebileceğimi biliyordum.” olmuştu. Koluma girdiği gibi beni yatak odasına götürmüştü. Yatak odasının kapısını açtığında Gülsüm, üzerine yorganı çekmiş ve yalnız başı açık halde uyuyor görünüyordu. Omuzlarında biten kumral düz saçlarıyla, türbanlı haline göre güzeldi. Engin ise bu sırada elindeki not kâğıdını bana uzatarak “E posta adresimi buraya yazdım. Göndermeyi sakın unutma. Önceden anlaştığımız gibi sabah olmadan gelmeyeceğim.” diyerek kapıya yönelmişti. Giderken de eklemişti, “Alt katta oturan yok, bu nedenle ses çıkacak diye çekinmene gerek yok rahat davran.” Bu sırada yanıma prezervatif almadığımı fark ederek Engin’den istemiştim. Engin’in gülerek verdiği cevap “Merak etme ben defalarca denedim hamile kalmıyor.

Rahat ol.” olmuştu. Artık işe koyulma zamanıydı. Öncelikle Gülsüm’ün derin bir uykuda olduğundan emin olmalıydım. Yanına gidip omuzlarını sertçe sarstığım halde yalnızca başını hafifçe sallamış, gözlerini bile açmamıştı. Bu haliyle değil yataktan, balkondan düşse yine de uyanmazdı. Yorganı üzerinden çekip aldığımda gördüğüm manzara gerçekten şaşırtıcıydı. Üzerinde bir tişört altında ise yalnızca kırmızı bir tanga vardı. Ben paçalı donla karşılaşmayı beklerken, sıkı ve dar kalçalarının arasında kaybolan kırmızı bir tangayla karşılaşmıştım. Bu durum, türbanlı kadınların diğer kadınlara göre iç giyimlerine daha çok özen gösterdikleri, renkli bir iç dünyaları olduğu söyleminin doğruluğunun da kanıtıydı. Tişörtünü çıkardığımda çıplak göğüsleri karşımda duruyordu. Sutyen bile takmamıştı. Yavaş hareketlerle tangasını da sıyırıp çıkardığımda çırılçıplak kalmıştı. Yüzükoyun çevirip bacaklarını ve kalçalarını öpüp okşamaya başlamıştım. Yumuşak tenindeki sabun kokusundan, daha yeni banyo yaptığı anlaşılıyordu. Engin’in dediği gibi bakımlı bir kadındı. Bacakları, koltukaltı, vajinası kısacası bütün bedeni kılsız ve tertemizdi. Çantamdan çıkardığım fotoğraf makinesi ve video kamerayı etejerin üzerine koyarak açılarını ayarlamıştım.
Makineyi otomatiğe ayarlayıp başım görünmeyecek şekilde birkaç fotoğraf çektikten sonra video kamerayı çalıştırmıştım. Çektiğim fotoğrafların, gören kişide uyandıracağı izlenim bir kadının aşığıyla delice seviştiğiydi. Ancak fotoğrafların hiçbirinde benim yüzüm görünmüyordu. Video kaydı ise tamamen kişisel arşivim içindi. Bir taraftan karnının altına yastıklar koyarak kalçasını yükseltirken diğer yandan Engin’in böyle bir kadını boşamak istemekle ne kadar aptal olduğunu düşünüyordum. Benim karım olsa istisnasız her gün becerebilirdim. Zaten çıkık olan kalçaları, artık iyice ortaya çıkmış ve iki yana ayrılmış şekilde becerilmeye hazırdı. O daracık pembe arka deliğine öncelikle serçe parmağımla girmiştim. Parmağımla bile zor girdiğim bu deliğe onsekiz santimlik penisimi sokmam çok da kolay olmayacaktı. Engin’in dediği doğruydu. Daha önce arkadan becerilmiş hiçbir kadının deliğinin bu kadar sıkı olması mümkün değildi. Son olarak orta parmağımla biraz daha rahatlatmaya çalıştığım arka deliğine penisimin başını dayayıp yavaş ama güçlü bir şekilde itmeye başlamıştım. Henüz penisimin başının yarısı girmişti ki Gülsüm’ün ağzından çıkan “ahh..” sesiyle geri çekilmiştim.

Böyle olmayacaktı. Kayganlaştırıcı kullanmalıydım. Önce Gülsüm’ün arka deliğini sonra da penisimi anal jel ile kapladıktan sonra bu sefer daha güçlü yüklenmiş, daha ilk hareketimde penisimin başının tamamı o daracık deliğine sokmuştum. Bu, Gülsüm’ün canını öyle acıtmış olmalı ki önce ağzından derin bir “ahhh…” sesi çıkmış, sonra yana çevirdiği başıyla gözlerini hafifçe aralayarak yüzüme bakmıştı. Dili dolaşmış sarhoşlar gibi zor anlaşılır bir şekilde “Sen de kimsin?” diyerek daha fazla yukarıda tutamadığı başını tekrar yatağa bırakmıştı. Anlaşılan uyku haplarının etkisi düşündüğümüz kadar kuvvetli değildi. Bir an aklımdan üstümü giyinip hemen oradan uzaklaşmak geçmiş, ancak bu güzel hatunu becerme duygusu ağır basmıştı. Artık geri dönüşlü yoktu. İşin bundan sonraki kısmı tam bir tecavüz olacaktı. Gülsüm’ün sorusuna “Ben senin yeni kocanım” diye yanıt verdikten sonra omuzlarından sıkıca kavramış, her seferinde daha sert darbelerle sokmaya başlamıştım. Her sokuşumda Gülsüm’ün ağzından boğuk bir şekilde “ıhhh…” ve “ahhh..” sesleri çıkıyordu.

Birkaç dakika bu şekilde devam ettikten sonra ancak penisimin yarısının içine girdiğini anlamıştım. Tüm gücümü toplayıp birkaç kez daha yüklendiğimde kasıklarımla kalçası arasındaki mesafe kaybolmuştu. Kelimenin tam anlamıyla köklemiştim. Artık dayanacak halim kalmamıştı. Bedenimi üzerine bırakıp, kasılarak boşalmaya başlamıştım. Spermlerimi son damlasına kadar içine aktardıktan sonra rahatlamış ve içinden çıkmadan birkaç dakika ona sarılarak öylece kalmıştım. Kalp atışlarını duyumsayabiliyordum. Böyle rahatlamış bir halde bu güzel kadına sarılmak, kokusunu hissetmek geçekten muhteşem bir duyguydu. Küçülmeye başlayan penisimi içinden çıkarıp üzerinden kalktığımda ilk dikkatimi çeken şey, arka deliğinden bacaklarına doğru akan spermlerime karışan kan olmuştu. Önce spermlerimin kanlı geldiğini düşünmüş ancak hemen sonra bu kanın bana ait olmadığını anlamıştım. Öyle görünüyordu ki onu öyle şiddetli becermiştim ki arka deliğinin kılcal damarlarından biri çatlamış ve kanamıştı. O an aklımdan geçen cümle: “İşte şimdi tam bir kadın oldun.” şeklindeydi. Bu durumda ben de onun ilk gerçek kocası oluyordum. Bu ilk posta, beni oldukça yormuş ve susatmıştı. Çantamdan çıkardığım peçeteyle önce kendi penisimi sonra da onun kalçasını silip temizlemiştim.
Buzdolabında bulabildiğim tek soğuk şey olan meyveli sodayı içerken bir sigara yakmış ve biraz önce arkadan ilk beceren olmak şerefine eriştiğim bu güzel kadının bedenini izlemeye koyulmuştum. Boşalıp rahatladıktan sonra şehvetle kararan gözüm aydınlanmış, detayları daha iyi seçer olmuştum. Bedeni zayıf bir kadındı. Bacakları ve beli çok inceydi. Bu ince beli, kalçalarını olduğundan daha çıkık ve geniş gösteriyordu. Saat 01:00 olmuştu. Daha onu doyasıya becerebileceğim beş saatim vardı. Bu zamanı iyi değerlendirmeliydim. Sodamı içip bitirdikten sonra penisimi sıvazlayarak yeniden dikleştirmiştim. Bu sefer Gülsüm’ü yüzüstü çevirip yatağın kenarına getirmiştim. Kolayca omuzlarıma aldığım ince bacakları uzun ve düzgündü. Arka deliği kadar olmasa da dar bir vajinası vardı. Gerçi artık arka deliğine de dar denilemezdi. Birkaç hareketten sonra en uygun pozisyonu yakalamış, istikrarlı bir şekilde vajinasına girip çıkmaya başlamıştım. Her sokuşumda o küçük göğüsleri az da olsa hareket ediyor, bacaklarımın baldırlarına çarpmasıyla çıkan sesler odanın duvarlarında yankılanıyordu. Bir an başımı kaldırıp etrafıma baktığımda içinde bulunduğum gerçekliğin bir kez daha farkına varmıştım. Hayatımda daha önce hiç görmediğim genç bir kadını altıma almış doyasıya beceriyordum.

Üstelik bu kadını altıma yatıran kocasıydı. İlk seferki kadar olmasa da boşalmış, arka deliğinden sonra vajinasını da spermlerimle doldurmuştum. Yine kısa bir dinlenme arasından sonra bu sefer de yan yatırıp önce arka sonra ön deliğinden sokarak son kez boşalmıştım. Saat de 03:30 olmuştu. Sabah olmasına daha çok vardı ancak alabileceğim bütün zevkleri almıştım. Gülsüm’ün hareketlerinden ise uyku haplarının etkisinin azalmaya başladığı anlaşılıyordu. Geceyi noktalamadan kişisel arşivim için farklı pozisyonlarda yaklaşık yirmi fotoğrafını çekmiştim. Üstümü giyinip geride benden hiçbir iz kalmamasına özen göstererek evden çıkmıştım. Tabi ki Gülsüm’ün o güzel dudaklarına bir öpücük kondurmayı ve minicik kırmızı tangasını gecenin bir hatırası olarak yanıma almayı unutmamıştım. Ertesi gün öğlen saatlerinde uyanmış, ilk iş olarak bir internet cafeye giderek yeni aldığım uydurma bir e posta adresinden Engin’e çektiğim fotoğrafları göndermiştim. Aradan iki ay geçtikten sonra Engin’in karısından tazminat ve nafaka ödemek zorunda kalmadan tek celsede boşandığını ve sevgilisiyle evlendiğini öğrenmiştim. Doğrusunu söylemek gerekirse düğününe beni çağırmamasına hiç gücenmemiştim. Eski karısını beceren adamın yeni karısını da becermek istemesinden kormuş olacaktı. O gecenin hatırası olarak geride video kayıtları, fotoğraflar ve Gülsüm’ün güzel kokulu kırmızı tangası

Sex hikayeleri:

dul kadını ayarlayıp sıktım sex hıkayelerı 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir